"Ya yanlış bölümü seçtiysem?" sorusuyla yaşamak
Bir bölüm seçtin. Belki sınav puanın yönlendirdi, belki ailen, belki "iş garantisi" diye bir his. Şimdiyse derslerin ortasında ya da gecenin bir yarısı içine bir şüphe düşüyor: "Ya bu bana göre değilse? Ya hayatımı yanlış bir yola kurduysam?"
Önce şunu söyleyeyim: bu soruyu soruyor olman, bir şeyleri yanlış yaptığının değil, hayatını ciddiye aldığının işareti. Yine de bu kadar yorucu hissettirmesinin bir nedeni var.
Bu soru neden bu kadar yorucu?
Çünkü çoğumuz bu soruyu, geri dönüşü olmayan tek bir "doğru cevap" varmış gibi kurarız. Sanki bir yerde "senin için biçilmiş kaftan" bir bölüm, bir meslek, bir hayat var ve onu bulamazsan ömrünü yanlış yerde geçireceksin.
Bu inanç, küçük bir kararsızlığı bile varoluşsal bir krize çevirir. Oysa gerçek hayatta çok az karar gerçekten geri dönülmezdir. İnsanlar bölüm değiştirir, mezun olduktan sonra bambaşka alanlara geçer, 30'unda yeni baştan başlar — ve çoğu, geriye dönüp baktığında "o dönemeçler beni ben yaptı" der.
Kararsızlık bir kusur değil
Kararsızlığı bir zayıflık gibi yaşarız: "Niye herkes emin de ben değilim?" Gerçekteyse emin görünen pek çok kişi de aynı şüpheleri taşır, sadece dile getirmez. Kararsızlık çoğu zaman şunu gösterir:
- Birden fazla şeyi önemsiyorsun ve hepsini birden feda etmek istemiyorsun,
- Seçimlerinin sonuçlarını ciddiye alıyorsun,
- Kendine dürüst olmaya çalışıyorsun.
Bunların hiçbiri kötü haber değil. Kötü olan, kararsızlığı bir utanç kaynağına çevirip onunla tek başına boğuşmak.
Küçük bir bakış değişikliği: "Doğru bölümü mü seçtim?" yerine "Bu bölümün bana kattıklarını nasıl kullanabilirim, eksik kalanları nereden tamamlayabilirim?" diye sormayı dene. İlki seni dondurur; ikincisi seni harekete geçirir.
"Doğru" tek bir yol var mı?
Hayatı tek raylı bir tren gibi düşünmek rahatlatıcı görünür ama aslında baskının kaynağıdır. Gerçek şu ki, çoğu insanın yolu doğrusal değildir. Bugün attığın adım seni beklemediğin bir kapıya götürebilir; orada öğrendiğin şey bambaşka bir alanda işine yarayabilir.
Yani aradığın şey "kusursuz seçim" değil, üzerinde yürüyebileceğin bir sonraki adım olmalı. Yön, yürüdükçe netleşir; masa başında düşünerek değil.
Bugün ne yapabilirsin?
Tüm geleceği bugün çözmek zorunda değilsin. Bunun yerine, ölçeği küçült:
- Bu dönem merak ettiğin tek bir konuyu keşfet — bir seçmeli ders, bir topluluk, bir staj,
- "Beni ne heyecanlandırıyor?" sorusunu büyük cevaplar beklemeden, küçük gözlemlerle topla,
- Kararı tek başına taşıma; güvendiğin biriyle ya da bir danışmanla yüksek sesle düşün.
Kararsızlık geçmeyebilir — ve geçmek zorunda da değil. Onunla birlikte, donup kalmadan yürümeyi öğrenmek mümkün. İşte danışmanlıkta yaptığımız tam da bu: o soruyu seninle birlikte, daha az korkutucu bir yere taşımak.